Asgari Ücret Tartışmaları

Bu haber 26 Aralık 2020 - 16:19 'de eklendi ve 9 views kez görüntülendi.

Yıllardır asgari ücret dönemlerini takip etmekteyim. Toplantıların ardı arkası kesilmeyen bu süreçte memnun olan kimseyi görmedim. Yüksek maaş işçiyi sevindirir, patronu üzer. Düşük önerilen maaşlarda da tam tersi. Bu her daim böyle olmuştur.

Herkese selamlar,

Bugünkü yazımda haftalardır tartışmalara konu olan asgari ücret kavramına bir pencere de ben açacağım.

Her yeni yıla yaklaştığımızda haftalarca konuşulan bu sürecin üç temel ayağı bulunuyor aslında; işçiler, patronlar ve hükümet.

Asgari ücret çıkış noktası olarak; çalışan bir işçiye ödenebilecek minimum tutar olmasıyla birlikte, bugün anlaşılan karşılığı ile işçinin önüne bariyer olmakta. Birçok emekçi, asgari ücret bahane edilerek, emeğinin çok altında olan bu maaşa maruz bırakılıyor. Bu durum özellikle birçok işletmenin tercih ettiği bir yöntem. Asgari ücretin bu denli düşük tutulması ‘’asgari ücretin bir tık, iki tık üstü’’ diye bahsedilen kavramların da önünü açıyor. Bahsedilen bu tık söylemi ise işçiye ‘’bak seni asgari ücrete maruz bırakmadık’’ denilen psikolojik rahatlatma sürecinin önünü açıyor.

Yıllardır asgari ücret dönemlerini takip etmekteyim. Toplantıların ardı arkası kesilmeyen bu süreçte memnun olan kimseyi görmedim. Yüksek maaş işçiyi sevindirir, patronu üzer. Düşük önerilen maaşlarda da tam tersi. Bu her daim böyle olmuştur.

Devletin ve özellikle devletin belirlediği sarı sendikaların öncü olduğu bu süreçte(Çeşitli konfederasyonlar katılıyor ancak karar mercii değiller),emekçinin geçen yıla göre olan emeğinin karşılığının yine enflasyona karşı ezildiğini göreceğiz. Kişi başı satın alma gücü pariteleri geçmiş yıllara nazaran bu kadar azalmışken, emekçilere teklif edilmek üzere hazırlanan asgari ücretlerin haklı bir karşılığı olmadığını düşünüyorum. TÜİK verilerine göre teklif edilmek istenen asgari ücret rakamları ağır işler için 2,792 Türk Lirası ve orta nitelikteki işler için 2,507 Türk Lirası olarak düşünülmekte. Bu rakam işsizliğin bu kadar arttığı dönemde, özellikle bir evde çalışan sayısı da azalmışken, hiç adil gözükmemekte.

Örneğin; geçtiğimiz yıllarda bir evde x kişi asgari ücrete evini geçindirmeye çalışırken, pandemi sonrası ya işsizlikle yüzleşmiş ya da gizli işsizlik dediğimiz pandemi ödenekleriyle yaşanan bir geçim sürecine dönüşmüştür.

Yukarıda dediğimiz gibi sacayağının bir diğer kısmı olan işyeri sahibi patronlar ise, asgari ücretin fazlalığı oluşacak maddi külfeti arttıracağı için, asgari ücretin artmamasını talep ediyorlar. Ücretlerin artmasının işten çıkarmalara yol açacağını ve genel işsizlik rakamlarının artacağını söylüyorlar.

Kendi açılarından oldukça haklılar. Ekonomik zorlukların derinden hissedildiği pandemi dönemiyle birlikte; işyeri sahiplerinin kazançlarının azalıp harcamalarının artması ve devlet tarafından bu sürecin kolaylaştırılmasına tam anlamıyla destek olunmaması ‘’asgari ücret’’ sürecini de zora sokuyor.

Sürecin hem emekçi açısından hem de işveren açısından zorlu koşulları var doğrusu.

Hem emekçiyi mağdur etmeyecek hem de işvereni zora sokmayacak bir asgari ücret sürecinin tamamlanması oldukça önemli.

Tek bir partinin değil de,meclisin adil bir süreç yürüterek işçi/işyeri sahipleri arasında köprü olması ve ayrıca asgari ücret üzerinden alınan vergiler gibi çeşitli kesintilerin azaltılması bir yöntem olarak düşünülmelidir.

  • Chp:3 bin 100
  • İyi Parti:3 bin
  • Hdp:4 bin
  • Saadet Partisi: 4 bin 500
  • Gelecek Partisi:3 bin 300
  • DİSK: 3 bin 800
  • Akp: (Cumhurbaşkanından açıklama bekleniyor.)

Görüldüğü üzere çeşitli siyasi partilerin ve sendikaların teklifleri ortada. Yukarıda yazdığım TÜİK verilerinin ise toplum nezdinde bir gerçekçiliği yok maalesef…

Son olarak; toplumla birlikte düşünülmeyen bir karar verme sürecinin hiç kimseye faydası olacağını düşünmüyorum. Bunun için siyasi partilerin ve kitle örgütlerinin görüşlerinin dikkate alınması ve değerlendirilerek uygulanması elzemdir.

 

Yıllardır asgari ücret dönemlerini takip etmekteyim. Toplantıların ardı arkası kesilmeyen bu süreçte memnun olan kimseyi görmedim. Yüksek maaş işçiyi sevindirir, patronu üzer. Düşük önerilen maaşlarda da tam tersi. Bu her daim böyle olmuştur.

Herkese selamlar,

Bugünkü yazımda haftalardır tartışmalara konu olan asgari ücret kavramına bir pencere de ben açacağım.

Her yeni yıla yaklaştığımızda haftalarca konuşulan bu sürecin üç temel ayağı bulunuyor aslında; işçiler, patronlar ve hükümet.

Asgari ücret çıkış noktası olarak; çalışan bir işçiye ödenebilecek minimum tutar olmasıyla birlikte, bugün anlaşılan karşılığı ile işçinin önüne bariyer olmakta. Birçok emekçi, asgari ücret bahane edilerek, emeğinin çok altında olan bu maaşa maruz bırakılıyor. Bu durum özellikle birçok işletmenin tercih ettiği bir yöntem. Asgari ücretin bu denli düşük tutulması ‘’asgari ücretin bir tık, iki tık üstü’’ diye bahsedilen kavramların da önünü açıyor. Bahsedilen bu tık söylemi ise işçiye ‘’bak seni asgari ücrete maruz bırakmadık’’ denilen psikolojik rahatlatma sürecinin önünü açıyor.

Yıllardır asgari ücret dönemlerini takip etmekteyim. Toplantıların ardı arkası kesilmeyen bu süreçte memnun olan kimseyi görmedim. Yüksek maaş işçiyi sevindirir, patronu üzer. Düşük önerilen maaşlarda da tam tersi. Bu her daim böyle olmuştur.

Devletin ve özellikle devletin belirlediği sarı sendikaların öncü olduğu bu süreçte(Çeşitli konfederasyonlar katılıyor ancak karar mercii değiller),emekçinin geçen yıla göre olan emeğinin karşılığının yine enflasyona karşı ezildiğini göreceğiz. Kişi başı satın alma gücü pariteleri geçmiş yıllara nazaran bu kadar azalmışken, emekçilere teklif edilmek üzere hazırlanan asgari ücretlerin haklı bir karşılığı olmadığını düşünüyorum. TÜİK verilerine göre teklif edilmek istenen asgari ücret rakamları ağır işler için 2,792 Türk Lirası ve orta nitelikteki işler için 2,507 Türk Lirası olarak düşünülmekte. Bu rakam işsizliğin bu kadar arttığı dönemde, özellikle bir evde çalışan sayısı da azalmışken, hiç adil gözükmemekte.

Örneğin; geçtiğimiz yıllarda bir evde x kişi asgari ücrete evini geçindirmeye çalışırken, pandemi sonrası ya işsizlikle yüzleşmiş ya da gizli işsizlik dediğimiz pandemi ödenekleriyle yaşanan bir geçim sürecine dönüşmüştür.

Yukarıda dediğimiz gibi sacayağının bir diğer kısmı olan işyeri sahibi patronlar ise, asgari ücretin fazlalığı oluşacak maddi külfeti arttıracağı için, asgari ücretin artmamasını talep ediyorlar. Ücretlerin artmasının işten çıkarmalara yol açacağını ve genel işsizlik rakamlarının artacağını söylüyorlar.

Kendi açılarından oldukça haklılar. Ekonomik zorlukların derinden hissedildiği pandemi dönemiyle birlikte; işyeri sahiplerinin kazançlarının azalıp harcamalarının artması ve devlet tarafından bu sürecin kolaylaştırılmasına tam anlamıyla destek olunmaması ‘’asgari ücret’’ sürecini de zora sokuyor.

Sürecin hem emekçi açısından hem de işveren açısından zorlu koşulları var doğrusu.

Hem emekçiyi mağdur etmeyecek hem de işvereni zora sokmayacak bir asgari ücret sürecinin tamamlanması oldukça önemli.

Tek bir partinin değil de,meclisin adil bir süreç yürüterek işçi/işyeri sahipleri arasında köprü olması ve ayrıca asgari ücret üzerinden alınan vergiler gibi çeşitli kesintilerin azaltılması bir yöntem olarak düşünülmelidir.

  • Chp:3 bin 100
  • İyi Parti:3 bin
  • Hdp:4 bin
  • Saadet Partisi: 4 bin 500
  • Gelecek Partisi:3 bin 300
  • DİSK: 3 bin 800
  • Akp: (Cumhurbaşkanından açıklama bekleniyor.)

Görüldüğü üzere çeşitli siyasi partilerin ve sendikaların teklifleri ortada. Yukarıda yazdığım TÜİK verilerinin ise toplum nezdinde bir gerçekçiliği yok maalesef…

Son olarak; toplumla birlikte düşünülmeyen bir karar verme sürecinin hiç kimseye faydası olacağını düşünmüyorum. Bunun için siyasi partilerin ve kitle örgütlerinin görüşlerinin dikkate alınması ve değerlendirilerek uygulanması elzemdir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.