“Yeni parti girişimlerine karşı AKP’de iç güvensizlik var”

Partili cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik tepkilerin giderek arttığını ifade eden siyaset bilimci Doç. Dr. Deniz Yıldırım, Babacan ve Davutoğlu’nun başını çektiği yeni parti girişimlerinin AKP’de iç güvensizlik yarattığını söyledi.

Bu haber 06 Temmuz 2019 - 13:45 'de eklendi ve 1 views kez görüntülendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimlerinde alınan ağır yenilginin ardından partili cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaya açılmış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı koltuğunu bırakabileceği iddia edilmişti. Japonya dönüşü kabineyi ve milletvekillerini toplayan Erdoğan, partili cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik eleştirilere son noktayı koyarken, sistemin ‘revize’ edilebileceğinin sinyalleri verilmişti.

Evrensel gazetesinden Birkan Bulut’a konuşan Doç. Dr. Deniz Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne tepkinin gittikçe arttığından bahsederek, bu tepkinin kapalı kapılar ardına gizlenemeyeceğini söyledi. Yıldırım ayrıca Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni parti hazırlıklarının AKP’de iç güvensizlik yarattığını da ifade etti.

“REJİME YÖNELİK AÇIK TEPKİ”

Deniz Yıldırım, iktidarın, 31 Mart yerel seçimleri ve özellikle 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerinden sonra halkın tek adam rejimine tepkisini gördüğünü söyledi. Çünkü iki seçim arasındaki kısa sürede ekonomik ve sosyal anlamda büyük bir değişiklik olmadığını belirten Yıldırım, tekrarlanan İstanbul seçiminde iktidarın politikaları ve tek adam rejimine tepkinin açıkça ortaya çıktığını söyledi. İktidarın bunu görmezden gelme şansı olmadığını belirten Yıldırım, “Erdoğan’ın Türkiye’ye döner dönmez milletvekillerini ve kabineyi toplaması, sorunun kapalı kapılar ardında konuşulsa bile saklanamayacağını gösteriyor. Ayrıca yeni parti girişimlerine karşı AKP’de iç güvensizlik var. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ekipleri de sistem tartışmalarıyla geliyor. AKP aynı zamanda yeni parti girişimlerine karşı ‘Biz zaten sistemde değişiklik yapıyoruz, niye ayrılıyorsunuz? Eleştirilerinizi burada dile getirin’ diyorlar” dedi.

EKONOMİ VE SİYASET ARASINDA AYRIM YOK

Sermaye çevrelerinin sistem tartışmasına yaklaşımı konusunda ise Yıldırım, TÜSİAD’ın geçmişteki gibi raporlar, kamuoyuna modeller önerme gibi çalışmalar yapmadığını söyledi. Bunda iktidar basıncının da etkisi olduğunu belirten Yıldırım, “Sermayenin işi ekonomi, iktidarın işi siyaset şeklinde bir görev dağılımı yapmaya çalışıyorlar. Ekonomi ve siyaset arasında ayrım varmış gibi gösteriliyor ama öyle değil. TÜSİAD’ın yeni sistem konusunda tepkilerinin simgesel olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“YURTTAŞ SEÇİM YORGUNU”

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ufak bir değişikliği dahi taviz verdirme ve oyun kurma gücüyle göreceğini ifade eden Yıldırım, yerel seçimleri kazanan muhalefetin talepleri karşısında iktidarın değişime gitmek zorunda kalması olarak görüleceğini dile getirdi. Diğer yandan doğrudan referandum tartışmasının sağlıklı olmadığını belirten Yıldırım, “Çünkü yurttaş seçim yorgunu. Seçim tekrarına, iktidarın halkın gerçek sorunlarını düşünmek yerine sandığa götürmesine duyulan büyük bir tepki var. İktidara seçim tepkisinin olduğu böyle bir ortamda kısa vadede referandumun sağlıklı olmayacağını düşünüyorum” dedi.

“YENİ BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ OLUŞTURULMALI”

Başkanlık sisteminde değişikliğe gidilmesi konusunda Meclis içinde ve dışında olan birçok partinin uzlaştığını söyleyen Yıldırım, “Sadece Erdoğan’ın parçalı AKP’si ve yanında Bahçeli’nin MHP’si kalmış durumda. Sisteme bu kadar geniş bir itiraz ortaya çıkmışken, Mecliste komisyonlar kurulması, geniş kesimlerce yeni anayasa tartışmasının yapılması ve kamuoyunun da katılımıyla yeni bir toplum sözleşmesinin oluşturulması gerekiyor. Bugün referanduma gidilecekse ne ile gidilecek? Yerine ne konulacak? Sadece sistem değişikliğine sıkışmayan, temel hak ve özgürlükler konusunda anayasa değişikliğini de kapsayan bir sürece ihtiyaç var. Bence doğrudan parlamenter sistem ve tek adam sistemi tartışması konuyu berraklıktan uzaklaştırıyor. Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde Türkiye otoriterce yönetilmiyor muydu? Davalar aracılığıyla birçok kişi susturulmamış mıydı? Sistemin adından ziyade kuvvetlerin tekelde toplanmasına itiraz etmek gerekiyor. Sadece devlet kurumlarına, yasama, yürütme ve yargıya rol yükleyen sistem kolayca tekelleşebiliyor. Halkın katılımı gibi unsurları işe katmak gerekiyor. Halkın seçim zamanı dışında da yönetime katılımını sağlayacak mekanizmalarını açmak lazım” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.